|
Pazar, 13 Kasım 2005 |
Kadın-erkek
arasındaki duygusal ilişki. Flört etmek, kadın ve erkeğin duygusal ilişki kurması. Batı
toplumlarında flört, gençlerin duygusal açıdan olgunlaşmalarını, çeşitli komplekslerinden
kurtulmalarını, cinsellik konusunda bilgilenmelerini, eşlerin evlilik öncesinde birbirlerini
tanıyarak
bilinçli bir beraberlik oluşturmalarını sağlayacak bir tecrübe ve eğitim biçimi
olarak kabul edilmiş
ve hoş görülmüştü. Fakat duygusal ilişkiler, kendisine ilişkin bütün
düşünce ve varsayımların
iflasını ilan edercesine büyük bir hızla fiziksel ilişkiye
dönüşerek gündemden düştü. Batılı
toplumlar günümüzde bir yandan bir süre önce son
derece masumane ilişkiler olarak baktığı
flört olayının önüne yığdığı toplumsal
sorunlarla boğuşurken, bir yandan da artık duygusal
ilişkinin yerini alan cinsel özgürlük gibi
kavram ve olguları tartışmaya
başladı.
Kadın-erkek arasında serbestçe kurulan
ilişkilerin farklı bir sonuca varması
mümkün değildir. Çağımızın önde gelen
ruhbilimcilerinden Erich Fromm izlenerek söylenirse,
karşıt cinsler arasındaki duvarın
yıkılması durumunda duygusal ilişkilerin karşı konulmaz bir
cinsel isteğe dönüşmesi
kaçınılmazdır. Bu cinsel isteğin tek amacı da birleşmektir. Bu nedenle
bu tür ilişkiler
düşünüldüğünün tersine sürekli değildir ve utanç, umut kırıklığı, nefret ve
düşmanlıkla
noktalanır. Böylesine olumsuz bir biçimde sonuçlanan ilişkiler doğal olarak birçok
bireysel
ve toplumsal soruna neden olur. Ruhsal bunalımlar, aileden kopmalar, kötü yollara
düşmeler, çocuk denilecek yaşta ortaya çıkan gebelikler, terkedilmiş gayr-i meşrû
çocuklar,
intiharlar bu tür ilişkilerin Batı toplumlarının önüne yığdığı sayısız sorundan
yalnızca
birkaçıdır.
Islam Açısından Flört
Islâm, yalnızca ortaya çıkan
sorunlara çözümler
getiren bir inanç ve hukuk sistemi değil, aksine, getirdiği kurallarla
öncelikle sorunların ortaya
çıkmasını önleyen bir dindir. İslam'ın bu özelliği kadın-erkek
ilişkileri alanında da kendini
göstermekte, Islâm toplumlarında, Batı örneği câhili
toplumların karşı karşıya geldiği sorunların
ortaya çıkmasına imkan
tanımamaktadır.
Islâm, toplumun çürümesine neden olan
başlıca amillerden birisi
kadın-erkek arasındaki gayr-i meşrû cinsel ilişkiyi (zina, fuhuş)
yasaklamış, caydırıcı bir
etken olarak cezaî müeyyideler getirmiştir. Fakat asıl önemlisi bireyleri
bu tür fiillere
götürecek bütün yolları kapatması, oluşmasını önleyici tedbirler almasıdır. Bu
tedbirlerin
başında karşıt cinsteki yabancı kişilerin yalnız başlarına bir arada bulunmaması kuralı
gelir. Hz. Peygamber, böyle bir durumun doğuracağı tehlikeli sonuçlara dikkat çekmek
üzere,
"Çünkü -bu takdirde- üçüncüleri şeytandır" (Ibn Hanbel, Müsned, I, 227, III, 339)
buyurur.
Diğer bir önleyici kural da tesettür ve sürekli bakış gibi uyarıcı davranışlardan
kaçınma (en-Nur,
24/30-31) kuralıdır. Dokunma, el sikisma ve benzeri fiziki temas yasağı
da başka bir önlemdir
(el-. Mavsılî, el-Ihtiyarî Ta'lili'l-Muhtar, IV, 156). İslam'ın
kadın-erkek ilişkileri hakkında getirdiği
hüküm ve kurallar açısından bakıldığında flörtün
bütünüyle Islâm sınırlan dışında kaldığı görülür:
Çünkü, biçimi, şartlan ve sonuçlan
bakımından İslam'ın hüküm ve kurallarına ters düşen bir
ilişki biçimi olarak ortaya
çıkmaktadır.
Islâm insanın cinsel yönünü görmezden gelip bu
alandaki
ihtiyaçlarını yok saymaz. Tersine, bu yönünün meşrû' ve hem birey, hem de toplum
için
yararlı olabilecek biçimde tatminini öngörür. Evlilik kurumunun önemli varlık nedenlerinden
birisi de insanın cinsel ihtiyaçlarının böyle bir yönde karşılanmasıdır. Bu nedenle
Islâm'da evlilik
teşvik edilmiş, olabildiğince kolaylaştırılmaya çalışılmıştır.
|