|
CUMA KILINIP
KILINMAMASINDA SONUÇ |
|
|
|
|
Pazar, 13 Kasım 2005 |
Cuma meseleşinin sâdece bir noktası üzerinde durduğumuz
bu
araştırmamızda vardığımız sonucu ve tercihimizi şöyle özetleyebiliriz:
1. Cuma,
kılma
imkânı bulunulan her yerde mutlaka kılınması gereken "şiar" bir
ibadettir.
2. Cuma
kılmama fikrini yaymaya çalışanların tutundukları deliller çeliskili
ve zayıftır. Bu fikri
benimseyenler iyi niyetli de olsalar, başlattıkları hareket yanlış,
tehlikeli, gençleri camiden
koparıp kahveye alıştıran ve birlik bozucu bir
harekettir.
3. Münferit hadiseler dışında
cumanın tarih boyunca kılınmadığı hiç
olmamıştır.
4. Resulullah'ın hadisleriyle
kendilerine cumanın farz olmadığı
bildirilen zümreler içerisinde, sultanı bulunmayan diye bir
zümre yoktur.
5. Cuma
kılmayanları acı azap ve cezalarla tekdîr eden hadisi şerifler
mutlaktır.
6. Aksi
fikirde olanların tutundukları hadis, hem kendi içinde, hem de bu fikirle
çelişki halindedir.
Senedi dolayısıyla zayıftır. Ayrıca "ibaresi" ile cumanın "imamı" yokken
kılınmayacağı
değil, terkedilmesinin tehlikesini anlatmaktadır.
7. Cumayı emreden âyet
"ibaresi"
ile cumanın mutlak anlamda kılınmasına çağırmakta, söz konusu hadiste ise
"işaretiyle"
imamdan söz edilmektedir. "Ibare" ile "Işaret"in tearuzunda "ibare"nin dediğine
itibar
edileceği, bilinen önemli bir usûl kaidesidir.
8. Türkiye'den başka hiç bir ülkede
böyle bir fikir ortaya atılmamış ve böyle bir yönteme başvurulmamıştır.
9. Bu
konuda
söyleneceklerin tamamına yakın bir çoğunluğu, onlarca sahih nassın
karşısındaki zayıf bir
nassa dayanan ictihatlar üzerinde, nas gibi görülerek yapılmış
spekülasyonlardır.
10.
Cumanın özellikleri konusunda müstakil kitap yazan ve
cumanın özelliğinden sözeden Suyûtî,
böyle bir özellikten bahsetmemiştir.
11.
Dolayısı ile cumanın farzıyeti, mükelleflerin
üzerinden hiçbir zaman kalkmaz. Bu konuda
sultanı şart koşmayanların görüşü ile amel etmek
gerekir. Sonra mademki, cuma bir
devlet namazıdır, devletin mezhebi olmayacağına göre, bu
mezhepte israr etmenin
anlamı yoktur.
12. Sözkonusu hadisde "Imâmı olmayan cuma
kılmasın" denmiyor.
Bu şart ifadenin mefhumu muhalifinden çıkarılıyor. Halbuki Hanefiler
"mefhum-u muhalife"
itibar etmemektedir.
13. Hanefiler bu hükme illet olarak, hep cuma
ve bayram
namazlarının kalabalık olacağını, sultanın bulunmaması halinde münazaa
çıkabileceğini göstermişlerdir. Illetin bulunmayacağı yerde malûlün dahi olmayacağı,
dolayısı ile
münazaa ihtimalinin herhangi bir yolla ortadan kaldırılması halinde, sultana da
ihtiyaç
kalmayacağı açıktır.
|