|
HACCIN FEVRİ VEYA ÖMRÎ
OLUŞU |
|
|
|
|
Pazar, 13 Kasım 2005 |
Ebû Hanife, Ebû Yûsuf, iki görüşten tercih edilende Mâlikîler ve Hanbelîlere
göre,
hac fevrîdir. Yani yükümlünün, gerekli şartları taşıdığı ilk yılda haccetmesi
gereklidir. Haccı,
yıllar boyunca geciktirirse fâsık olur ve şahitliği reddedilir. Çünkü haccı
geri bırakmak küçük
ma'siyettir. Bunda ısrar etmek kişiyi fıska götürür. Böyle bir kimse
hac yapmadan malı telef olsa,
borç para alıp haccetmesi hâlinde, ilâhî mağfirete nail
olacagı umulur. Haccın geciktirilmeden
ifasına, hacla ilgili âyetler delâlet ettiği gibi, şu
hadisler de bunu destekler: "Hac yapmakta
acele ediniz. Çünkü sizden biriniz ölümün
kendisine ne zaman geleceğini bilmez" (Ebû Davûd,
Menasik, 5; İbn Mâce, Menâsik, 1;
İbn Hanbel, I, 214, 225). " Bir kimseyi hastalık, açık bir
ihtiyaç, bir sıkıntı veya zalim bir
sultan alıkoymaksızın hac yapmazsa; ister yahudi, isterse
hrıstiyan olarak
ölsün"(eş-Şevkânî, a.g.e., IV, 284).
Şâfîlere ve imam Muhammed'e
göre, hac ömrî
(terâh)dir; Yani, hac için gerekli şartları taşıyan yükümlü, bunu ilk yılda yapmak
zorunda
değildir. Ancak bu kimsenin hac veya umreyi, geciktirmeksizin yapması sünnettir.
Çünkü
tâat sayılan amelleri çabuk yapmak, hayırlı işlerde acele etmek İslâm'ın tavsiye ettiği
hususlardandır. Ayette; "Ey müminler, hayır işlerine koşunuz, birbirinizle yarış ediniz"
(el-Bakara,
2/148) buyurulur. Hac kendisine farz olan kimse, mesken yapma, çocuğunu
evlendirme gibi
sebeplerle, hatta sebepsiz olarak haccı başka bir yıla geciktirebilir. Çünkü
hac farîzası hicretin
altıncı yılında geldiği halde, Hz. Peygamber bunu, bir özür
olmaksızın onuncu yıla tehir etmiştir.
Eğer geciktirmek caiz olmasaydı, bunu onun da
yapmaması gerekirdi. Bu görüş, müslümanlara
kolaylık sağlayacağı için daha uygundur.
Çünkü çoğunluk İslâm hukukçularının dayandığı
hadisler zayıf olduğu gibi, haccın,
hicretin altıncı yılında Âl-i İmrân Suresinin nüzulü sırasında farz
kılındığında şüphe
yoktur (eş-Şîrâzî, el-Mühezzeb, I,199; ez-Zühaylî, a.g.e. III, 17, 18).
|