|
Pazar, 13 Kasım 2005 |
Hac
mevsiminde hac ile umrenin iki ihramla ayrı ayrı yerine getirilmesi. Temettü; ihtiyacını
giderecek
şekilde bir şeyden faydalanma; Umreyi veya umrenin ekseri şartlarını hac
aylarında eda
etmektir. Kişi şartların bir kısmını hac aylarında yapar ve o senede
haccını eda ederse hacc-ı
temettü yapmış olur. Yani hac aylarında (ve aynı yıl
içerisinde) iki ihramla umre ve haccı eda
etmeye hacc-ı temettü denilir.
Temettü
haccı yapan kimseye mütemetti denir. Kelime
anlamından da anlaşılacağı üzere temettü
yapan kimse hem umre yaparak onun sevabından
faydalanmış olur, hem de umre
yaptıktan sonra ihramdan çıkarak ihramın yasaklarından
kurtulur. Böylece bazı
kolaylıklardan faydalanmış olur. Temettü haccı hacc-ı ifraddan efdaldır
(Fetâvây-i
Hindiyye, Beyrut 1400, I, 238, Meydânî, el-Lübab, 1400, I, 199).
Hacc-ı
Temettu
yapmak isteyen kimse Mikat'ta ihrama girerken "Ya Rabbi, ben umre yapmak
istiyorum,
onu bana kolay kıl ve benden onu kabul et" diye niyet eder. "Lebbeyk..." duasını
okur,
iki rekât namaz kılar. Mekke'ye girince umre için Kâbe'yi usûlüne göre tavaf eder.
Tavaftan sonra iki rekât namaz kılar. Sonra Safâ ile Merve arasında sa'y yapar.
Saçlarını
kestirdikten sonra ihramdan çıkar, günlük elbisesini giyer. Arafat'ta vakfe
yapmak üzere
Mekke'den ayrılıncaya kadar günlük elbisesiyle ibadetlerini
yapar.
Zilhicce'nin sekızınci
günü Mekke'de tekrar ihrama girer. "Ya Rabbi, ben
hac yapmak istiyorum. Onu bana
kolaylaştır ve onu benden kabul et" diye niyet eder.
Yalnız hacca niyet etmiş olan kimse gibi
hac menâsikini (hacla ilgili yapılması gereken
işleri) yapar (bk. Hacc-ı İfrat). Hac ile Umreyi
birlikte eda etmeye muvaffak olduğundan
dolayı, şükür olmak üzere bir kurban keser. Bu
kurbanı kesmek vacibtir, Akabe cemresi
(halk dilinde şeytan) taşlandıktan sonra ve tıraştan
önce Kurban bayramı günlerinden
birisinde kesilir. Kurban kesmeye gücü yetmeyen kimse üç
gün, Arefe gününde bitmek
üzere, hac esnasında, yedi gün de bayram günleri çıktıktan sonra
veya memleketine
döndükten sonra oruç tutar. Bu da vacibtir.
Temettü Hacc-ı ile ilgili
hükümler
Kur'an-ı Kerîm'de Bakara suresinin 196. ayetinde bildirilmiştir:
"Allah için
haccı ve
umreyi tamamlayın. Eğer (düşman veya hastalık gibi bir engelle) çevrilmiş olursanız
kolayınıza gelen kurbanı (gönderin). Kurban yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş
etmeyin.
İçinizden hasta olan, ya da başından bir rahatsızlığı bulunan (bundan ötürü
tıraş olmak zorunda
kalan) kimse, oruçtan, sadakadan veya kurbandan (biriyle) fidye
(verir) güvene kavuştuğunuz
zaman, hac (zamanın)a kadar umre ile faydalanmak isteyen
kimse kolayına gelen kurbanı
keser. Kurbanı bulamayan kimse üç gün Hacda, yedi gün
de döndüğünüz zaman olmak üzere
tam on üç gün oruç tutar. Bu, ailesi Mescid-i Haram
(civarın)da oturmayanlar içindir. Allah'tan
korkun ve Allah'ın cezasının çetin olduğunu
bilin" (el-Bakara 196).
Bu ayetten
anlaşıldığına göre: Temettü Hacc'ını, ailesi
Mescid-i Haram'da (Mekke ve Mikat dahilinde)
bulunmayanlar yani âfâkîler yapabilir.
Temettü haccını yapan kimseye kurban kesmek vacibtir.
Kurban kesmeye gücü
yetmeyen kimse üç günü hacda, yedi günü de hac dönüşü olmak
üzere on gün oruç
tutar.
Temettü Haccı tatbikatı hakkında peygamberimiz ve
ashabından rivayetler
vardır:
İbn Abbâs'a Temettu Haccı hakkında sorulduğunda O
şöyle cevap
vermiştir: "Muhâcirler, Ensâr, Peygamber (s.a.s)'in hanımları Veda Haccı'nda
hacca
niyet ettiler. Biz de niyet ettik. Mekke'ye gelince Resulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:
"Niyetinizi hacla beraber umre için yapınız. Ancak kurban (hedy) götürmüş veya belirlemiş
olan
kimse (böyle yapmasın). " İbn Abbâs diyor ki: "Kâbe'yi tavaf ettik, Safâ ile Merve
arasında sa'y
ettik. (Traş olduktan sonra elbiselerimizi giyerek ihramdan çıktık,
kadınlarımızla beraber
bulunduk. Peygamber (s.a.s) buyurdu ki: "Yanında kurban
götüren kimseye, o kurbanı yerine
ulaştırıncaya (Mina'da kesinceye) kadar (ihramın
yasaklarından) birşey helâl olmaz. " Sonra
bize Terviye günü (Zilhicce'nin sekızınci
günü) akşamı hacca niyet etmemizi emretti. Hac
menâsikini bitirince geldik Kâbe'yi tavaf
ettik. Safâ ile Merve'yi sa'y ettik ve bize kurban vâcib
oldu" (Mansur Ali Nasıf, et-Tâc II,
123).
Câhiliye devrinde Araplar hac mevsiminde umre
yapmayı en kötü bir amel
olarak görürlerdi. Hz. Peygamber (s.a.s) hem onların bu tatbikatına
muhalefet etmek hem
de Mekke dışından hacca gelenlere kolaylık ve ruhsat olmak üzere
temettü haccı
tatbikatını bize böylece öğretmiştir.
|