|
Pazar, 13 Kasım 2005 |
Islâm'da bazı
ibâdetlerin yerine getirilmesi için yapılan ve bizzat kendisi ibâdet olan temizlenmeye Abdest
denir. Abdest kelimesi Farsça'da su anlamına gelen "âb" ile el anlamına gelen "dest"
kelimelerinden oluşmuş birleşik bir isimdir. Arapça karşılığı olan "vudû" kelimesi
Hadislerde
kullanılmıştır. Kur'ân-ı Kerim'de ise temizlik anlamında "tahâret" ve "zekâ"
kelimeleri
geçmektedir. Vudû' kelimesi güzellik ve temizlik anlamına gelmektedir.
Dolayısıyla ibâdete
başlanmadan önce insanın iç dünyasını güzelleştirmesi ve dışını
da iyice temizlemesi gerekir.
Islâm'da abdestin farziyetine "Ey iman edenler, namaza
kalkacağınız zaman yüzlerinizi ve
dirseklerinizle birlikte ellerinizi yıkayın. Başınıza
meshedin. Her iki topuğunuzla birlikte
ayaklarınızı da (yıkayın)..." (el-Mâide, 5/6), âyeti
delâlet etmektedir. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in
abdest almadan hiç bir iş yapmadığını
görüyoruz (Elmalılı, Hak Dini Kur'ân Dili, II, 1583). Ancak
abdest her amel ve ibâdet için
değil başta namaz olmak üzere bazı ibâdetler için farz kılınmıştır.
Fakat müslümanın
sürekli abdestli bulunması sünnettir.
Abdest her şeyden önce her
türlü pislik ve
kirlilikten kurtulmak, yani maddî ve manevî bütün pislik ve mikroplardan uzak
kalmak için
İslam'ın emrettiği önemli bir ibâdettir. Mikrobun en kolay ürediği yer ağızdır. Ağızdan
başlayarak el, yüz ve ayakların günde beş defa temizlenmesi İslam'ın temizliğe verdiği
önemi
gösterir. Böylelikle Islâm yüzyıllar önce temizliğin üzerinde durup insanoğlunu
maddî-manevî
her türlü pislik ve mikroptan korumayı hedeflemiştir. Bunun yanında abdest
alan bir insan,
kendini manen temiz ve rahat hisseder ve bu güzel his ve temiz duyguyla
Allah'a ibâdete
durur. Bu da ruhun temizliğini sağlamaktadır. Insanın yaratılış gayesi olan
Allah'a kulluk böyle
bir temizleme ameliyesi ile başlayınca insanoğluna vereceği zevk ve
rahatlığın değeri
sonsuzdur.
Insan abdestle bedenen ve mânen temizlendikten
sonra Allah'ın huzuruna
çıkar. Böyle bir temizlenme ile günlük bütün yorgunlukları ve
yükleri geride
bırakır.
Abdest almakla, dünyevî ve uhrevî birçok fazilet ve
güzellikler elde edilir. Hz.
Peygamber (s.a.s.) abdestle ilgili olarak şöyle
buyururlar:
"Bir müslüman abdest alıp
yüzünü yıkadığında, yüzündeki âzaların
işlediği bütün günahları; el ve ayaklarını yıkadığında el
ve ayaklarıyla işlediği bütün
hata ve günahları, su damlalarıyla beraber akıp gider ve kendisi de
tertemiz olur. Hatta
kirpik ve tırnak diplerindeki günahlarından eser kalmaz. Âdâp ve erkânına
uymak
suretiyle abdest alıp kıbleye dönerek: "Eşhedü en lâ ilâhe illallahü vahdehu lâ şerike leh
ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Rasûlühü" diyen bu kul için cennetin kapıları
açılmıştır; o, cennet kapılarının dilediğinden içeri girer."(Müslim, Tahare, 32, 33; Tirmizî,
Tahâre,
2).
|
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 17 Eylül 2007 )
|